Bilim adamı olmak her zaman
zordur. Bilimi adamı olmak
için yoğun emek, sabır ve
çalışmaya ihtiyaç vardır.
Ama bu meziyetle bile çoğu
zaman bili adamı olmaya
yetmez. Bilim adamı
olabilmek için her türlü
yönlendirmeye rağmen, doğru
bildiğinden, doğruluğuna
inandığından şaşmamak
gerekir. Bir de başarılı
olan bilim adamına biraz
olsun teveccüh gösterilirse,
ondan daha mutlusu olmaz.
Bilim adamına gösterilen
teveccüh ülkeden ülkeye öyle
büyük farklar gösterir ki
şaşarsınız. İki farklı
ülkede aynı olayda benzer
tutumu sergileyen iki bilim
adamına karşı gösterilen
davranış farkını aşağıda
dikkatinize sunmak
istiyorum.
Almanya'da Chemie Grünenthal
adlı firma tarafından
gebelerde bulantıyı azaltan
Talidomid (Alfa-f.
Glutarimid ) adlı bir ilaç
geliştirdi. İlaç İlk
Almanyada piyasaya sürüldü.
Daha sonra İngiltere’de ve
başka Avrupa ülkelerinde
hızla tüketime sunuldu.
Ancak küresel düzen (o
zamanlarda bile) daha fazla
para kazanmayı
gerektiriyordu. Firma ilacı
Amerika Birleşik
Devletlerinde (ABD)
pazarlamak için saldırgan
politikalara başladı. Eylül
1960’da gıda ve ilaç
dairesine (FDA) ruhsat
başvurusunda bulunuldu. O
dönemde başvuruyu inceleyen
Dr. Frances Oldham Kelsey bu
ilaçla ilgili titiz
çalışmalar başlattıktan
sonra ilacın güvenlik
verilerinin yetersiz
olduğunu saptadı. Onay için
daha fazla ve daha ayrıntılı
gerektiğini bu haliyle
ruhsat almasının doğru
olmayacağını bildirdi. Ancak
ithalatçı firma Dr. Kelsey’e
ve diğer makamlara onay için
baskı yapmaya başladı. Buna
rağmen Dr. Kelsey geri adım
atmadı ve onay vermedi. Bu
olayların ardından (yaklaşık
bir yıl sonra ) Avrupa’dan
kol veya bacakları olmadan
doğan ve fokomegali denilen
(fok gibi) çok sayıda bebek
doğduğu bildirilmeye
başlandı. Bu bozukluğun
talidomide bağlı olduğu
anlaşılıncaya kadar
Avrupa’da binlerce sakat
bebek doğmuştu bile.
Amerika’da ise bu ilaç Dr.
Kelsey’in titizliği
sayesinde FDA onayı
alamamıştı. Ancak onay
almamış olmasına rağmen,
ilaç ABD’de (güya araştırma
maksadıyla) 20 bin civarında
gebeye uygulanmıştı bile.
Böylece ABD’de 17 sakat
doğum meydana geldi.
Amerikalılar, büyük bir
felaketin eşiğinden Dr.
Kelsey’in titizliği
sayesinde döndüklerini
anladılar. Dr. Kelksey milli
kahraman oldu. Ünlü
Washington Post gazetesi 15
mayis 1962'de onu ulusal
kahraman ilan etti, daha
sonra başkan Kennedy
tarafından övünç
madalyasıyla onurlandırıldı.
Peki ülkemizde aynı ilaçtan
kaynaklanan kaç anomalili
çocuk doğdu ? Cevap ilginç
gelecek ama hiç. Peki, bu
nasıl başarıldı? Ülkemizde
her şartta doğruyu araştıran
ve doğru bildiğini
söyleyebilen bir bilim adamı
bu ilaçla ilgili testler
yaptı. Çalışmaları sonucunda
bu ilacın güvenilir olmayan
bulguları olduğunu saptadı
ve derhal bakanlığı uyardı.
Onun uyarılarıyla ilacın
ülkemizde satışını
engellendi. İşte bu bilim
adamının ismi Prof.
Süreyya Tahsin Ayhan’dı.
Peki bizler bu insanın
ismini ne kadar biliyoruz ?
Ben bu değerli insanın
ismini Prof. Dr. Mustafa
Çetiner’in ve Hıncal
Uluç’un köşe yazılarından
öğrenebildim. İstedim ki
sağlığında göremediği
teveccühü, hak ettiği ilgiyi
ve övgüyü ölümünden sonra
birileri fark etsin. Süreyya
hocam emeğinle, yüreğinle,
bilim adamı anlayışıyla
bizlere örnek olduğun için
sana teşekkür borçluyuz.