|
Hepatit
karaciğer iltihabıdır ve etkenlerine göre değişik adlarla
anılır. Etkenin bakteri ya da virüs olması durumunda
enfeksiyöz hepatit olarak bilinir. İltihap vücut dışından
ya da içinden gelen zehirli maddelere bağlıysa toksik
hepatit olarak adlandınlır. Enfeksiyöz hepatitin nedeni
virüsler, riketsiyalar, protozoonlar, streptomiçesler,
spiroketler vb olabilir. Toksik hepatitin başlıca nedenleri
ise arsenik, karbon tetraklorür, mantar ve ilaç zehirlenmeleri,
denetlenemeyen şeker hastalığı ve hipertiroidizmin bir
türü olan tireotoksikozdur.
Hepatite özgü belirtiler: Karaciğerin büyümesi, idrar
renginin koyulaşması, dışkı renginin açıklaşması, bazen
sarılık.
Günümüzde enfeksiyöz hepatitlerin yüzde 90'unun virüs
kaynaklı olduğu bilinmektedir. Bu nedenle akut hepatit
ile viral hepatit kavramları neredeyse eşanlamlı olarak
kullanılır.
NEDENLERİ
Günümüzde viral hepatitin etkenleri artık bilinmektedir.
Hepatit virüslerinin ilk tanımlanan A ve B tiplerinin
yanı sıra önceleri n-A ve n-B, günümüzde ise C ve E
tipleri olarak adlandınlan çeşitleri saptanmıştır. Bunların
yol açtığı hepatitler etken olan virüsün adıyla (ömeğin,
B tipi hepatit ya da hepatit B) anılır. Bu dört tipin
dışında bir de hepatit B virüsüyle birlikte bulunduğunda
hastalık yapan ve bu hastalığı ağırlaştıran D tipi hepatit
virüsü tanımlanmıştır.
Viral hepatitin başlıca iki türü vardır: Enfeksiyöz
ya da bulaşıcı hepatit ve serum hepatiti. Hepatit A
ve E virüsleri temelde dışkı-ağız yoluyla bulaştığından
enfeksiyöz ya da bulaşıcı hepatit yapar. Hepatit B,
D ve C virüsleriyse öncelikle kirli şınngalarla, vücuda
virüs bulaşmış kan verilmesiyle ve cinsel ilişkiyle
geçer. Dolayısıyla da bu virüslerin etken olduğu hastalık
tipleri serum hepatiti olarak adlandırılır. Virüsün
çeşidine göre hastalığın kuluçka süresi de değişir.
YAYILMASI
A ve E tipi virüs insandan insana, kirlenmiş maddelerin
ağız yoluyla alınması sonucunda bulaşır. Virüslü dışkıyla
kirlenmiş besinler, kötü yıkanmış meyve ve sebzeler,
el temizliğine önem verilmemesi, kanalizasyonun açıldığı
bölgelerde tutulan deniz ürünleri vb hastalığın bulaşmasında
etkilidir. Bu virüsler damar yoluyla da bulaşabilir.
A tipi viral hepatitte enfeksiyon ile klinik belirtilerin
ortaya çıkması arasındaki süre, yani kuluçka dönemi
ortalama 30 gündür; bu süre 15-50 gün arasında değişebilir.
Hastalık daha çok çocuklarda ve genç erişkinlerde görülür.
B ve C tipi virüsler damar yoluyla ya da cinsel ilişkiyle
bulaşır. B tipi virüsün kuluçka dönemi 6 hafta ile 6
ay, C tipi virüsünkiyse 5-12 hafta arasındadır. Hastalığın
özellikle etkilediği bir yaş grubu yoktur. A tipi hepatitte
virüs parçacıkları hastalık belirtileri görülmeden 4-5
gün önce dışkıda çıkmaya başlar. Hastalık belirtilerinin
ortaya çıkmasıyla bulaştırıcılık dönemi de sona erer.
Uzun süre belirti vermeyen taşıyıcılara rastlanmaz.
Buna karşılık B tipi hepatitte hastaların yüzde 5-lOu
taşıyıcı durumuna gelir ve toplumda önemli bir enfeksiyon
kaynağı oluşturur. C tipi virüse bağlı hepatitte kronikleşme
ya da taşıyıcılık oranı yüzde 60'a kadar yükselmektedir.
BELİRTİLERİ
Viral hepatit çok çeşitli belirtilere yol açabilir.
Hastada hiçbir sarılık ya da yakınmanın görülmediği
tipleri olduğu gibi, son derece ağır ve birkaç günde
ölümle sonuçlanan olgular da bilinir, Olüm oranı A tipi
hepatitte en düşük, C tipi hepatitte en yüksek düzeydedir.
Akut hepatitin başlangıç ya da sarılık öncesi döneminde
özellikle sindirim sıstemiyle ilgili belirsiz yakınmalar
ortaya çıkar. Belirgin iştah azalması, bulantı, bazen
kusma, karın ağrısı ve kabızlık bu dönemin başlıca belirtileridir.
Hastada yorgunluk, baş ağrısı ve 380C'yi geçmeyen hafif
ateş de olabilir. Seyrek olmakla birlikte başlangıç
evresi bazen grip ya da bel, eklem ve kas ağrıları yapan
romatizma hastalıklarım da andırır.
Genellikle bu dönemi izleyen birkaç gün içinde idrarın
rengi koyulaşır; dışkı ise çok açık, hatta beyazımsı
bir renk alır. Eğer daha önce çıkmışsa ateş bu kez normale
döner ve sarılık belirir. Deri ve mukozalar (örneğin,
gözde) sararır. Böylece hastalığın birkaç gün ya da
hafta sürecek ikinci evresine, yani sarılık dönemine
girilir. Bu dönemin başlarında ilk evrenin belirtilerinden
özellilde halsizlik, bulantı, mide ve karaciğer ağrısı
sürebilir. Bu ağrılar bazen karaciğer koliği ya da safrakesesi
iltihabını düşündürecek kadar şiddetlidir. Olguların
yüzde 20'sinde kaşıntı vardır.
Hastalığın iyiye gitmesi durumunda bu belirtiler birkaç
gün sonra şiddetini yitirmeye başlar. İştah normale
döner, dışkı ve idrar normal renklerini alır ve sarılık
kaybolur.
Hasta muayene edildiğinde sarılığa ek olarak karaciğerin
büyüdüğü saptanır. Olguların yüzde 30'unda dalak da
büyümüştür.
HASTALIĞIN BİÇİMLERİ
Akut şiddetli hepatit ve kronik aktif hepatit gibi ileride
incelenecek biçimleri dışında hastalığın klinik gelişimine
göre birbirinden ayrılan çeşitleri vardır.
oSessiz hepatit. Hastalık hiçbir klinik belirti vermez
ve ancak kan tahlilleriyle saptanabilir. Kanda transaminaz
düzeyi yükselmiştir.
oSarılıksız hepatit. En yaygın viral hepatit biçimi
olarak bilinir. Ozellikle 2-3 yaşmdaki çocuklar arasında
yaygındır. Bu yaşlarda görülme sıklığı sarılıklı hepatite
göre 10 kat fazladır. Yaş ilerledikçe sarılıksız hepatit
de gittikçe daha az görülür. Klinik açıdan sessiz hepatitten
farklıdır, çünkü sarılıksız hepatitte, sarılık dışında
bütün hepatit belirtileri gözlenir.
Sarılıksız hepatit çoğu olguda fazla ağır bir klinik
tabloya yol açmaz, ama kural olarak hafif bir hepatit
biçimi olduğunu düşünmek de yanlıştır. Ozellikle tanınması
kolay olmadığından gerekli korunma önlemlerinin alınması
gecikebilir ve dolayısıyla tedavi güçleşebilir.
Kolestatik hepatit. Karaciğer hücrelerinin yıkımına,
karaciğerdeki safra kan alcıklarının tıkanmasımn da
eklendiği hepatit biçimidir. Tikannıa sonucunda safranın
kana karışmasıyla sarılığın şiddeti artar. Kolestatik
hepatitte şiddetli sarılığın yanı sıra şiddetli kaşıntı
da görülür; dışkının rengi neredeyse beyaz, idrarm rengi
çok koyudur.
oYineleyici hepatit: Bazen sarılık, ateş ve sindirim
sistemi yakınmaları hastalığın iyileşme döneminde yeniden
ortaya çıkar. Yineleme özel bir nedene bağlı olmayabilir,
ama bazen günlük yaşam etkinliklerine erken dönme ya
da beslenme bozuklukları gibi nedenleri vardır. Hastalık,
iyileştikten aylar sonra da yineleyebilir.
İNCELEMELER
oHepatite işaret eden en belirgin laboratuvar bulgusu.
kanda transaminazların artmasıdır; bu enzimlerin düzeyi
genellikle normahin 10 katına çıkar. Ama klinik açıdan
viral hepatitin ağırlığı ile transaminazların yüksekliği
arasında doğru orantı olmadığı da unutulmamalıdır.
Hastalığın sanlık belirtisi veren biçimlerinde kanda
bihirubin düzeyi sarılığın şiddetiyle orantılı olarak
artmıştır. Kanda virthsün antijenlerinin ve bunlara
karşı gelişen antikorlann, yani hepatit belirteçlerinin
bulunmasıyla ilgili bilgiler ansiklopedinin "İncelemeler"
cildinde verilmiştir.
KRONİK AKTİF HEPATİT
Kronik aktif hepatit genellikle birkaç ay süren bir
hastalıktır. Hastalık sırasında koma ve bilinç açılması
dönemleri birbirini izler. Bu dönemlerde görülen bozukluklar
yukanda değinilenlerle aynı, yalnız biraz daha hafiftir.
Kronik aktif hepatitin belirtileri, yapısal bozukluğa
ilişkin bulgulan ve olası sonucu açısından da ayrı bir
hastalık tablosudur.
Yapısal bozukluk olarak akut hepatitteki gibi karaciğerin
bütün bölgelerinde doku ölümü görülmez. Doku ölümü yalnız
bazı bölgelerde olur ve genellikle karaciğer sertleşmesine
doğru ilerler.
Karaciğer dokusunun düğümcükler yaparak kendini yenilemesi
çok yavaşIamış ya da durmuştur. Bu gelişme şiddetlenen
sarılık ve karaciğer komasınm habercisidir; uzun ya
da kısa dönemde (genellikle birkaç ay içinde) ölümle
sonuçlanabilir. Yıkıma uğrayan hücrelerin yerini bağdokunun
almasıyla karı dolaşımı engellenebilir. Bunun sonucunda
o bölgede kan basıncı yükselir ve yemek borusu toplardamarlannda
genişlemeler (varis), kannboşluğunda sıvı toplanması
(asit) gibi bozukluklar ortaya çıkar. Sağlıldı hücrelerin
yıkıma uğramasıyla karaciğer yetmezliği belirtileri
de görülebilir.
Son bir olasılık da kronik aktif hepatitin kolaylaştırıcı
etkenlerin de varlığı durumunda siroza dönüşmesidir.
KORUNMA
Günümüzde B tipi hepatit aşısı kullanıma girmiştir.
Bu aşının özellikleri ansiklopedinin "Sağlıklı
Yaşam" cildinde "Aşılar" başlığı altında
anlatılacaktır.
A tipi hepatitli hastaların iş ve okul arkadaşı, aile
bireyleri gibi yakınlarına kas yoluyla ve kilogram başına
0,02 ml olmak üzere gammaglobülin uygulanabilir. Bu
doz bir ay sonra yinelenir. B tipi hepatitte, hepatitli
anneden doğan çocuklara ya da hepatitin kan yoluyla
yeni bulaştığı kişilere hemen hepatit B'ye yüksek düzeyde
bağışıldık sağlayan gammaglobülin yapılır. Aynı zamanda
hızlandırılmış hepatit B aşı şeması uygulanır.
YİNELEME VE BULAŞMA
Viral hepatit birkaç kez geçirilebilir mi? Evet, geçirilebilir.
Ama bu yanıtla birlikte bazı açıklamaların yapılması
gerekir. Her şeyden önce, hastalığın yineleme olasılığı
vardır. Bu durumda hastalık yeni bir enfeksiyonun değil,
önceki hastalığın tam iyileşmemesinin sonucudur. Hastalığın
tam olarak iyileşmesinden sonraki üç yıl içinde yinelemesi
kesinlikle olanaksızdır. Hastalığa yeniden yakalanma
açısından hepatit A ile hepatit B arasında fark vardır.
Hepatit Aya karşı bağışıklık geliştiğinden, bir insan
bu hastalığa kolaylıkla yeniden yakalanmaz. Oysa hepatit
B'ye karşı bağışıklık belirli bir soya (suş) karşı olabileceğinden,
başka bir soyla bulaşma az da olsa görülür. Hastalığın
hepatitli hastayla ilişkisi olanlara bulaşma tehlikesi
özellikle hepatit A için söz konusudur. Doğrudan ilişki
tehlikeli olmasa da dışkıyla kirlenmiş çarşaf ve giysilere
dokunulması, tuvaletin ortak kullanılması bulaşmayı
kolaylaştınr. Virüsün dışkı yoluyla çevreye yayılabildiği
ve dirençli olduğu daha önce belirtilmişti. Bu nedenle
koruyucu sağlık ve temizlik kurallarına uymak çok önemlidir.
TEDAVİ
Bütün öbür virüs hastalıklan gibi akut viral hepatitin
de etkene yönelik tedavisi yoktur. Bir başka deyişle
tedavi bu hastalığa özgü değildir. Bu nedenle hastalığın
genellikle iyi huylu biçimlerinin görülmesi büyük bir
şanstır. Tedavinin temel direğini kesin dinlenme oluşturur.
Karaciğeri ilaçlarla destekleme olanağı sınırlıdır;
bu yüzden hiç değilse onu yormamak ve dokuların onanmı
için dinlendirmek yerinde bir önlemdir. Beden hareketleri
kaslann kasılmasını gerektirir. Kasılmayla açığa çıkan
maddeler ise karaciğerde dönüştürülür. Karaciğerin zayıf
düştüğü dönemde yapılacak beden hareketlerinin karaciğeri
yorması bu nedenden kaynaklanır. Hastaya sigara ve alkol
yasaklanır. Günde yaklaşık 2.000 kalorilik bir diyet
uygulanır. Hasta özellikle yağlı yiyeceklere karşı tiksinti
duyar. Bu nedenle hastaya, böyle bir tepkiye yol açmayacak
yiyecekler verilir. Başka bir özel diyet önerilmemektedir.
Hasta genellikle yavaş iyileşir. Yeniden çalışmaya başlaması
konusunda acele edilmemelidir.
|