|


 

 

SINAV İÇİN İPUÇLARI

 

Değerli arkadaşlar,

Tam 23 yıldır tüm mesaim TUS ile geçti. Sınav başarınız için, deneyim ve gözleme dayalı bazı önerilerimi paylaşmak istiyorum:

En önce pozitif psikoloji. Gücünüzün yettiğini yaptınız. Bazen aksasa da insan ötesi çalıştınız. Artık söyleyebilirsiniz: Ya nasip… Dozunda heyecana hazırlayın kendinizi. Ve bilin ki aslonan sınava rahat girmektir, şimdiden bu konuda kendinize olumlu telkinler verin. İşe yarar. Kötü senaryolar aklınıza geldiğinde, bunun normal olduğunu bilin ve gözünüzü kapatıp olumlu senaryoları çağırın, gelecektir, çünkü var. Replacement gerçektir, hayallerde bile.

Sonra; üzerinizde emeği olanları arayıp hayır dualarını alın. Kalbinize, ruhunuza çok iyi gelir. Ve siz de “hayırlısı olsun” diye dua edin. Bazen, insanın zoruna giden şeyde hayır vardır. Sabah işinize mutlu gidip, gerçekten fayda üretiyorsanız ve akşam huzurlu dönüyorsanız muhtemelen hayırlı olan odur.

Cumartesi günü erken uyanın, sıkı çalışın ve hatta sıkı yürüyüş yapın ki erkenden uyuyasınız.

Daha önce üzerinizdeki etkisini net bir şekilde test etmediğiniz hiçbir ilacı almayın.

Unutmayın; En zor soru ile en kolay soru aynı puandır. Hiç bir soruyu küçümsemeyin, çelmeyi-tokadı yersiniz.

Her soru ilk soru” gibi kodlayın beyninizi. Yeni soru için RAM’i temizlemelisiniz. Her soruyu önemsemenin bazı şartları:

1. Kaç veri var?

2. Son takı olumlu mu olumsuz mu?

3. Tüm seçenekleri okudunuz mu?

4. Basit düşündünüz mü?

5. Atladığınız bir kritik kelime-veri var mı?

6. Var zannettiğiniz ama olmayan şey-veri?

Sizi zorlayan soruyla boğuşmayın. Yanına soru işaretini çakın ve sonra geri dönmek üzere geçin gitsin. Zorlarsanız RAM tükenir ve sonraki sorular riske girer. İşte tam o esnada durup soluklanın. Ve rahatlayın, sonraki sorular kurtulmuştur.

Çok önemli bir uyarı daha:

Bazı soruların kalıbı aslında sadece “aşağıdakilerden en doğrusunu seç” şeklindedir. Hocanın kafası o kadar çalışabilmiştir.

Seçeneklerde ise bariz ve net bir doğru ile “doğru olma olasılığı olan yarım bir doğru” vardır. Az bilen zaten net doğruya gider. Sizin riskiniz “soruda bir hinlik mi var” deyip daha az doğruya yönelmektir. Ve başlarsınız soruyla boğuşmaya.. Beyin RAM’den yediği gibi, dikkat dağılır ve sonraki sorular riske girer.

Aman dikkat. Think simple…

Hekim arkadaşların hangi branşın sorusunu çözdüklerini iyi bilmeleri gerekir sınavda. Temel ilk 14 soru her zaman anatomidir mesela. Sorular ve seçenekler branşın kendi içinde yer değiştirir…. gibi. Branşlar arasında bilgi farkı olmasa bile yaklaşım farkı doğru cevabı ele verebilir. “Bir nörolog burada neyi sormak istemiş olabilir?”, “Bir cerrah bu olaya nasıl yaklaşır?” veya “temporal arterit böyle mi vakalaştırılır?”

Bir şey daha. Bilimsel pek çok deneye konu olmuş:

Tam ve net bilgiyle hatırlamadığınız ama doğru anladığınızdan emin olduğunuz bir soruda altıncı hissiniz sizi bir seçeneğe götürüyorsa doğrudan işaretleyin. Sonra da guytona aday mekanizmalar üreterek değiştirmeyin. İnsanlar bu tür sorularda 100 soruda 2.1 doğruyu silip yanlış seçeneği işaretliyorlarmış. Bilgi hatırınıza geldiyse başka. Bir de soruyu  başta yanlış  okuduğunuzu  farkettiyseniz başka.

Amerikada USMLE sorularını hazırlayan özel bir şirket var: Pearson Vue. Oraya gitmiştim, işbirliği için. Müthiş retrospektif arşivleri vardı soru hazırlama için. Orada gösterdiler bu araştırma sonuçlarını….

Biraz da keyif olsun diye yazmıştım geçmişte, “KİMLER KAZANIR?” diye: Kazanma adayı bazı .  hekim profilleri vardır, bu gruplar gözlemlerime dayalıdır ve şaka değil gerçektir:

1. Rüyada soru görenler

2. Uyanıkken soru türetenler

3. Olmayan verinin, olmadığını görenler

4. Olan verinin, olduğunu görenler

5. Olanı, tam da olduğu gibi görenler (Hipo ile hiper’i, kalemi ile kalsemi’yi, biridir ile değildir’i ayırt edebilenler)

6. Takıldığı soruyla boğuşmayanlar

7.Doğru yerde soruyu “feda” edebilenler, Hata yapma veya hatırlayamama hakkının olduğunu bilenler

8. Doğru yerde soluklanıp tazelenmeyi bilenler. (sonraki soruları kurtarır)

9. Özellikle uzun vaka sorularında zamana dikkat edip. önce soru cümlesini sonra vakayı okuyanlar

10. Denemelere “atlayanlar”, her daim soru açlığı çekenler

11. Gördüğü ilk seçeneğe “atlamayanlar”, her seferinde “beşten” seçebilenler

12. “C niye olmuyor ki” diye sorgulayabilenler

13. Soruda, soranın kastını, hatta defektini görebilenler

14. Major-temel olanı, detay-istisna olana  tercih edebilenler, yani yarım doğruyu değil basit düşünüp  tam doğruyu seçebilenler

15. Yeri geldiğinde, soruda hata bulan ve onu düzeltebilenler

16. Elinden geleni yaptığı halde, “konuların çoğunu unutmuş gibiyim” diyenler

17. Kolay soruya yeterince saygı duymadığında “çarpılırım” diyebilenler

Allah hepinize zihin açıklığı versin.

Uz. Dr. Sami SELÇUKBİRİCİK

TUSDATA

 

Bu yazı 503 defa okundu.


Yazarın diğer yazıları :

Yorum yapın :